Herkese merhabalar,
On altıncı bölüme hoş geldiniz. Bugün yine ilginç bir konudan bahsedeceğim. Belki bileniniz vardır ama Japonya’nın 214 yıl boyunca dış dünyaya kapılarını kapattığını biliyor muydunuz? 214 yıl arkadaşlar! Dile kolay iki asırdan fazla! Oldukça uzun bir süre. Peki bunun sebebi neydi, Japonya’yı nasıl etkiledi, kuralları nelerdi gibi detaylara değineceğim bu bölümde. Hazırsanız başlayalım!
Ayrıca her zaman olduğu gibi, yorumlarınızı ve fikirlerinizi beklediğimi hatırlatmak istiyorum. Merak ettiğiniz veya önerdiğiniz konular varsa da yoruma yazarsanız memnun, takip edip beğenirseniz de mutlu olurum. İyi dinlemeler.
Merhaba arkadaşlar, ben Cabarnet Sauvignon, birlikte keyifle öğrenmeye var mısınız?
Japonya, tam 214 yıl boyunca dünyayla bağlarını neredeyse tamamen kesti! Düşünün, 1639’dan 1853’e kadar Japonya’ya kimse giremiyor, Japonlar da dışarı çıkamıyor. Ticaret minimum seviyede, yabancı etkiler sıfıra yakın. Hatta Japonya’dan kaçmayı başaran biri geri dönmek isterse ölüm cezasına çarptırılıyor! Peki, neden? Japonlar neden kendilerini dünyaya tamamen kapattılar?
Öncelikle bu kapanma politikasına Sakoku deniyor, yani “kapalı ülke”. Ama bu sadece yabancılara kapıyı kapatmak gibi basit bir şey değil; çok sıkı yasalarla uygulanan bir izolasyon stratejisi. Peki bunu yapan kim? Kendisi Tokugawa Şogunluğu, yani dönemin Japon hükümeti. O zamanlar Japonya feodal bir sistemle yönetiliyordu. Feodal sistem nedir derseniz de, toprak sahiplerinin (daimyo) kendilerine bağlı savaşçılar (samuraylar) aracılığıyla hükmettiği, halkın büyük kısmının köylü olduğu bir düzen. Kral ya da şogun en tepededir, ama yerel lordlar büyük güce sahiptir. Tokugawa ailesi ise bu düzenin zirvesindeydi ve ülkenin kontrolünü mutlak şekilde elde tutmak istiyordu. Ama işin içine Batılı ülkeler, misyonerler ve yeni fikirler girince, şogunlar “Bize fazla karışmayın” diyerek ülkeyi resmen dünyadan izole etmeye karar veriyorlar.
Peki Japonlar Neden Kapandı? Asıl mesele şu: Japonlar Batılıların getirdiği etkilerden rahatsız olmaya başlamıştı. Özellikle Hristiyanlığın yayılması, yönetim için büyük bir tehdit haline gelmişti. 1500’lerin sonlarına doğru Portekizliler, İspanyollar, Hollandalılar, İngilizler Japonya ile ticaret yapmaya başladı. Silah ticareti var, yeni fikirler geliyor, misyonerler Hristiyanlığı yayıyor… Japonya’nın geleneksel düzeni için çok fazla değişim riski var.
Ve sonra 1637’de büyük bir isyan patlak veriyor: Shimabara İsyanı. Bu isyanın liderlerinin çoğu Hristiyan Japonlar ve Tokugawa yönetimine karşı silahlanıyorlar. Şogunluk isyanı çok sert bir şekilde bastırıyor ama içlerinde büyük bir şüphe doğuyor: “Eğer Hristiyanlık yayılmaya devam ederse, halk üzerindeki kontrolümüzü kaybedebiliriz!” İşte bu yüzden 1639’da yabancıların Japonya’ya girişi tamamen yasaklanıyor.
Kapanmanın kuralları nelerdi? Bu böyle “Gelmeyin kardeşim” gibi basit bir şey değil. Bayağı sert ve detaylı bir sistem oluşturuyorlar:
· Mesela Portekizliler tamamen yasaklanıyor, Japonya’ya girmeye çalışmaları ölüm cezasına sebep oluyor. Neden özellikle Portekizliler derseniz en büyük sebebi Japonya’da Hristiyanlığın yayılmasını en çok teşvik edenlerin onlar olması.
· Hollandalılar ve Çinliler, sadece Nagasaki’deki Dejima Adası üzerinden ticaret yapabiliyor.
· Kore ile diplomatik ilişkiler sürdürülüyor, ama çok sıkı kurallar var.
· Japonların yurt dışına çıkması yasak. Eğer kaçan biri geri dönerse, idam ediliyor!
Bir düşünün: Japonya’dan kaçmayı başardınız ve birkaç yıl sonra “Evime dönsem mi?” diyemiyorsun. Günümüz Kuzey Kore’si bunları örnek almış sanırım.
Ama O Sırada Dünyada Neler Oluyordu? Japonya kendini dünyaya kapatırken, dünya ise tam gaz ilerliyordu. Avrupa ve Amerika büyük değişimler geçiriyordu. Keşifler Çağı sona ermiş, sömürgecilik hız kazanmıştı. İngiltere ve Hollanda ticaret imparatorlukları kuruyor, Osmanlı hala güçlü konumdayken Avrupa’da bilim devrimleri yaşanıyordu. Newton yerçekimi yasasını keşfetmiş, Sanayi Devrimi’nin de temelleri atılmıştı. Yani buhar makineleri icat edilip fabrikalar kurulurken, Japonya bu değişimlerden tamamen izole kalmayı tercih etti.
Ama Batı’dan hiç mi bir şey öğrenilmedi? Neler olup bitiyor diye hiç mi merak etmediler derseniz tabi ki Japonya Batı’yı tamamen yok saymadı. İşte burada devreye Rangaku (Hollanda Bilimi) giriyor. Japonya Hollandalılar aracılığıyla Batı’nın bilim ve teknolojisini öğrenmeye haberleri takip etmeye devam etti. Tıp, mühendislik, astronomi gibi konular çok sınırlı da olsa Japonya’da gelişmeye devam etti. Ama Avrupa Sanayi Devrimi’ne girerken, Japonya teknolojik olarak tabii geride kalıyordu.
Peki, halkın hayatı nasıl etkilendi? Dış dünyadan etkilenmeyen Japonya, çok homojen bir kültürel yapı kazandı. Gelenekler bozulmadı, kendi içlerinde güçlü bir ekonomi ve sanat dünyası oluşturdular. Kabuki tiyatrosu, Ukiyo-e ahşap baskı sanatı, geleneksel çay seremonileri gibi kültürel ögeler bu izolasyon döneminde gelişti.
Ama bir grup Japon için bu dönem tam bir kabus oldu: Hristiyanlar. Japonya’da Hristiyanlık yasaklanınca, inançlarını gizlice yaşamaya devam eden topluluklar oluştu. Bunlara Kakure Kirishitan (Gizli Hristiyanlar) deniyordu. Yüzyıllarca yer altına çekildiler, gizli tapınmalar yaparak dinlerini korudular.
Ve Sonunda Japonya’yı Uyandıran Olay: Kara Gemiler! 19. yüzyılın ortalarında Batılı ülkeler Japonya’nın kapılarını açmak istiyordu. Rusya, İngiltere ve Amerikan balina avcıları Japon sularına girmeye çalıştı ama her seferinde geri çevrildiler. Ta ki 1853 yılına kadar…
Amerikalı Komodor Matthew Perry, devasa Kara Gemiler (Black Ships) ile Japonya’nın kıyılarına yanaştı. Japonlar, buhar gücüyle çalışan büyük savaş gemilerini ilk kez gördüler! Perry, Tokugawa yönetimine “Bizimle ticaret yapacaksınız, yoksa güç kullanırız.” mesajını verdi.
Japonya’nın bu teknolojik üstünlüğe karşı koyacak gücü yoktu. Sonuç? 1854’te Kanagawa Antlaşması imzalandı ve Japonya dünyaya açılmak zorunda kaldı.
Peki, sakoku Japonya i̇çin i̇yi mi oldu, kötü mü? Bu konuda hala tartışmalar var. Bir yandan kültürel özgünlük korunmuş, içeride istikrar sağlanmış. Ama diğer yandan Japonya Batı’nın teknolojik ilerlemesinden o dönem için geri kalmış ve bu yüzden 19. yüzyılda büyük bir güç şoku yaşamış.
Bugün bile Japonya’nın dış etkilere ve kültürlere mesafeli durmasının ve durabilmesinin sebebi, belki de bu 214 yıllık izolasyon dönemi olabilir.
Pekii, böyle uzun bir kapanma döneminden sonra Japonya günümüzde nasıl en ileri teknoloji ülkelerinden biri oldu diye bir soru aklınıza gelebilir, çünkü benim aklıma gelen ilk soru buydu. Çünkü 214 yıl boyunca dış dünyaya kapanan bir ülkenin, teknolojik açıdan bu kadar hızlı yükselmesi gerçekten şaşırtıcı. Bunun en büyük sebebi, Meiji Restorasyonu ile başlayan radikal değişim süreci.
1868’de Tokugawa Şogunluğu’nun yıkılmasıyla birlikte, İmparator Meiji Batılılaşma ve sanayileşme hareketini başlattı. Japon hükümeti, Batı’daki en iyi sistemleri öğrenmek için bilim insanlarını ve öğrencileri Avrupa ve Amerika’ya gönderdi. Aynı zamanda Batılı mühendisler ve akademisyenler Japonya’ya getirildi, modern eğitim ve teknoloji çok hızlı bir şekilde benimsendi. Feodal sistem kaldırıldı, demiryolları inşa edildi, modern fabrikalar kuruldu ve sanayi devrimi başlatıldı.
Bu reformlar sayesinde Japonya, 20. yüzyılın başlarına gelindiğinde güçlü bir sanayi ülkesine dönüşmüştü. II. Dünya Savaşı sonrası büyük bir yıkım yaşasa da, Amerika’nın ekonomik desteği ve Japon halkının disiplinli çalışmasıyla kısa sürede küresel bir üretim ve teknoloji merkezi haline geldi. 1950’lerden itibaren de otomotiv, elektronik ve robotik alanlarında büyük atılımlar yaparak Toyota, Sony, Honda, Nintendo gibi dünya devlerini ortaya çıkardı.
Bugün Japonya, robot teknolojisi, yapay zeka, otomotiv ve mühendislik alanlarında lider konumda. Yani nihayetinde, 214 yıl süren izolasyon onları geride bırakmadı. Hatta Japonya, kendi kültürel kimliğini koruyarak modernleşmenin mümkün olduğunu bence dünyaya kanıtladı.
Peki sizce Japonya kendini kapatarak bir hata mı yaptı, yoksa kültürünü koruyarak daha mı güçlü konumda? Yorumlarınızı bekliyorum.
Dinlediğiniz için teşekkür ederim. Bir sonraki bölümde tekrar görüşmek üzere, kendinize iyi bakın!
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi bizimle yorumlar kısmından paylaşmayı unutmayın. Tüm içeriklerimiz için The Gamer Station Tüm İçerikler
Makalelerin orijinal dili Türkçedir. 34 farklı dilde yayın yapmaktayız. İçerikte yanlış bir cümle veya kelime görürseniz lütfen yorumlarda bizi bilgilendirmekten çekinmeyin!
