Herkese merhabalar,
Onbeşinci bölüme hoş geldiniz. Bu bölümde, edebiyat dünyasının en parlak isimlerinden biri olan Oscar Wilde’ın, sadece eserleriyle değil, aynı zamanda mahkemede sergilediği zekası, mizahı ve cesaretiyle nasıl tarihe geçtiğini konuşacağız. Hazırsanız başlayalım!
Ayrıca her zaman olduğu gibi, yorumlarınızı ve fikirlerinizi beklediğimi hatırlatmak istiyorum. Merak ettiğiniz veya önerdiğiniz konular varsa da yoruma yazarsanız memnun, takip edip beğenirseniz de mutlu olurum. İyi dinlemeler.
Merhaba arkadaşlar, ben Cabarnet Sauvignon, birlikte keyifle öğrenmeye var mısınız?
Oscar Wilde’ın mahkemesi deyince, önce bir “ne oldu da bu adam mahkemeye düştü?” sorusunu cevaplayalım. Çünkü bu mesele öyle bir anda pat diye ortaya çıkmadı; bayağı bir olaylar zinciri var. Hadi hepsini sırasıyla anlatalım.
Şimdi, Oscar Wilde’ı tanıyoruz: 19. yüzyılın sonlarında yaşamış, çok zeki, keskin dilli, kıvrak zekası ve esprileriyle ünlenmiş bir yazar. Öyle sıradan bir yazar değil, dönemin en ünlülerinden biri. Mesela Dorian Gray’in Portresi diye bir romanı var, hâlâ dünyanın dört bir yanında okunur. Ama Wilde’ı sadece yazdıklarıyla değil, kendisiyle de tanıdılar. Konuşmaları, kıyafetleri, kendine has tavırları… Kısacası, o dönemin muhafazakar ve ciddi havasında bayağı “farklı” biri. Victoria Dönemi İngiltere’si böyle insanları pek sevmezdi, çünkü “toplumun kuralları var, herkes ona göre yaşayacak” diyorlardı. Wilde ise bu kurallara pek uymazdı.
Peki, bu mahkeme işi nasıl oldu? Burada devreye Queensberry Markisi giriyor. Marki, yani John Douglas, soylu bir adam. Aristokrat bir ailesi var, yani dönemin üst tabakasından biri. Marki’nin Oscar Wilde’la olan bağlantısı ise oğlu Alfred Douglas (namıdiğer “Bosie”) yüzünden başlıyor. Bosie, Wilde’ın çok yakın bir arkadaşıydı. Ama bu “arkadaşlık”, sadece sıradan bir dostluk değildi. Bosie ile Wilde’ın arasında romantik bir ilişki vardı.
Tabii o dönemlerde, iki erkek arasındaki böyle bir ilişki inanılmaz büyük bir skandal olarak görülüyordu. Öyle ki, bu tür ilişkiler “ağır suç” olarak kabul ediliyordu ve yakalananlar hapse atılıyordu. Şimdi, Marki yani Bosie’nin babası, bu durumu öğreniyor ve sinirden deliye dönüyor. Oğluyla Wilde’ın ilişki yaşamasını kabul edemiyor, hatta Wilde’dan resmen nefret ediyor. İşte olaylar da burada başlıyor.
Marki, Oscar Wilde’a karşı açıkça düşmanca bir tavır alıyor ve onu aşağılamak için her fırsatı kullanıyor. En sonunda, 1895 yılında, Londra’da Wilde’ın sıkça gittiği bir kulübe gidiyor ve Wilde’a karşı inanılmaz ağır bir hakaret içeren bir not bırakıyor. Notta, Wilde için “Sodomist” diyor. Bu terim o dönem için çok ağır bir suçlama; yani Wilde’ın yasadışı ve ahlaksız bir yaşam sürdüğünü ima ediyor. Notu gören Wilde deliye dönüyor. Çünkü düşünsenize, böyle bir şey hem kariyerini hem de itibarını mahvedebilir.
Burada Wilde çok kritik bir karar alıyor: Marki’ye iftira davası açıyor. Diyor ki, “Sen beni böyle bir şeyle suçlayamazsın. Benim itibarımı zedelemeye çalışıyorsun.” İşte, Wilde’ı mahkeme salonuna taşıyan ilk olay bu. Ama işler Wilde’ın düşündüğü gibi gitmiyor.
Marki’nin avukatları, Wilde’ın geçmişini araştırmaya başlıyor. Bir yandan da onun yazılarını ve hayat tarzını kurcalıyorlar. Özellikle Dorian Gray’in Portresi romanına takılıyorlar, çünkü kitapta bazı satırlar var ki, bunları “ahlaksızlık” olarak yorumluyorlar. Avukatlar, Wilde’ın geçmişte bazı genç erkeklerle olan ilişkilerini de açığa çıkarıyor. Böylece Wilde’ın açtığı dava tersine dönüyor. Artık Wilde, sanık sandalyesinde oturuyor. Çünkü İngiliz yasalarına göre, o dönemde iki erkek arasındaki ilişki ciddi bir suçtu ve bunun cezası ağırdı.
Mahkeme süreci tam anlamıyla bir tiyatro sahnesine dönüyor. Wilde, zekasını ve hazırcevaplığını konuşturuyor. Örneğin Avukat, Wilde’ın yazdığı Dorian Gray’in Portresi için “Bu kitap ahlaksız, gençleri kötü yola sürüklüyor,” yorumuna Wilde “Kitaplar, ahlaklı ya da ahlaksız olamaz. Sadece iyi ya da kötü yazılmış olabilirler. İyi yazılmışsa da okuyucuya bir şeyler öğretir.” diye cevap veriyor. Avukatlar ne zaman onu köşeye sıkıştırmaya çalışsa, Wilde bir espriyle ya da keskin bir cevapla durumu toparlıyor. Ama bu cesur tavır, jüriyi pek etkilemiyor. Hatta esprili tavrı mahkeme tarafından saygısızlık olarak algılanıyor. Dönemin ahlak anlayışı o kadar sert ki, Wilde’ın bu rahat ve mizahi tavırları neredeyse onu daha da suçlu göstermeye başlıyor.
Mahkemede Wilde’a en çok zarar veren şeylerden biri de, kendisiyle ilgili “genç erkeklerle uygunsuz ilişkiler yaşadığı” iddialarının ortaya çıkması oluyor. Avukatlar, onun hayatındaki bu detayları mahkemeye taşırken, Wilde ne kadar zeki ve karizmatik olsa da savunması zayıf kalıyor. Ve sonunda, Wilde suçlu bulunuyor. Karar: İki yıl ağır işçilikle hapis.
Düşünsenize, dönemin en parlak yazarlarından biri, bir anda mahkeme salonunda küçük düşürülüyor ve toplumun dışına itiliyor. Wilde için bu süreç tam bir yıkım oluyor. Hapse giriyor, bu sırada hem sağlığı hem de ruh hali bozuluyor. 1897’de hapisten çıktığında ise tamamen yıkılmış bir haldeydi. Çok sevdiği İngiltere’yi terk etmek zorunda kaldı, hayatının geri kalanını Avrupa’da, sefalet içinde geçirdi ve 1900 yılında, henüz 46 yaşındayken hayatını kaybetti.
Ama bakın, Wilde’ın mahkeme süreci ve o dönemde yaşadığı trajediler, bir yandan da tarihe geçti. Çünkü bu dava, sadece bir adamın değil, sanatın, bireyselliğin ve özgürlüğün yargılandığı bir süreçti. Wilde, mahkemede kaybetmiş gibi görünebilir ama onun sanatı ve düşünceleri zamana meydan okudu. Bugün hâlâ onun eserlerini okuyoruz, onun zekasına hayran kalıyoruz.
O yüzden, Oscar Wilde’ın mahkemesi dediğimizde, sadece bir dava değil, dönemin ahlak anlayışıyla bir sanatçının çarpışmasını konuşuyoruz. Bu hikaye hem trajik hem de bir o kadar ilham verici. Wilde, bir sanatçı olarak hayatını ortaya koydu ve hala dünya onunla gurur duyuyor.
Evet arkadaşlar bugünkü bölümümüzün sonuna geldik. Dinlediğiniz için teşekkür ederim. Bir sonraki bölümde tekrar görüşmek üzere, kendinize iyi bakın!
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi bizimle yorumlar kısmından paylaşmayı unutmayın. Tüm içeriklerimiz için The Gamer Station Tüm İçerikler
Makalelerin orijinal dili Türkçedir. 34 farklı dilde yayın yapmaktayız. İçerikte yanlış bir cümle veya kelime görürseniz lütfen yorumlarda bizi bilgilendirmekten çekinmeyin!
