Herkese merhabalar,
Onbirinci bölüme hoş geldiniz. Bu bölümde tarihin en güçlü kadınlarından biri olarak bilinen,
güzelliği ve zekasıyla efsaneleşmiş ve benim de aşırı ilgimi çeken tarihi bir karakteri
anlatacağım. Kleopatra. Kleopatranın hep güzelliğinden bahsediliyor ama gerçekte neler
yaptı, kimlerle birlikte tarihte ne izler bıraktı gibi önemli ve ilgi çekici bilgileri anlatıyor
olacağım. Hazırsanız başlayalım!
Ve her zaman olduğu gibi, yorumlarınızı ve fikirlerinizi beklediğimi hatırlatmak istiyorum.
Abone olup beğenirseniz de çok mutlu olurum. İyi dinlemeler.
Merhaba arkadaşlar, ben Cabarnet Sauvigon, birlikte eğlenerek öğrenmeye var mısınız?
Kleopatra denilince akla ilk gelen şeylerden biri, onun Mısır’ın son kraliçesi olduğu ve Mark
Antony ile yaşadığı tutkulu aşk hikayesidir. Ancak Kleopatra, sadece bir aşk hikayesinin
kahramanı değil, aynı zamanda Mısır’ın en zorlu dönemlerinde tahtı elinde tutmayı başarmış,
politika ve diplomasi konusunda son derece yetenekli ve zeki bir liderdi. Onun bu başarısı,
çoğu zaman sadece cazibesiyle değil, aynı zamanda stratejik zekasıyla da sağlandı.
Birçoğunuz Kleopatra’nın Yunan kökenli olduğunu bilmiyor olabilir. Evet, Kleopatra bir
Makedon soyundan geliyordu ve Büyük İskender’in generallerinden biri olan Ptolemaios’un
soyundan gelmekteydi. Kim bu Ptolemaios Hanedanı derseniz, Büyük İskender’in ölümünün
ardından Mısır’a hükmetmeye başlayan Yunan kökenli bir sülaleydi.
Şimdi sizlere o dönemde Kleopatra’nın yaşadıklarını tarihi sıraya göre elimden geldiğince
anlatmaya çalışacağım. Önce Kleopatra nasıl bir siyasi süreçte firavunluk yaptığını
anlamanız için Kleopatra’nın Babası XII. Ptolemaios’un, Mısır’ı yönetirken Roma
İmparatorluğu’nun gölgesinde kalmış bir hükümdar olduğunu söylemem gerekiyor. Babasının
yönetimi sırasında Mısır, Roma’ya bağımlı bir hale gelmişti, bu yüzden babası da, Roma ile
dostane ilişkiler sürdürmek zorunda kalmıştı.
Ptolemaios’un ölümünden sonra da, Kleopatra ve kardeşi XIII. Ptolemaios arasında bir taht
mücadelesi başladı. Kleopatra babasının favori çocuğuydu, gözdesiydi.
Bu nedenle Kleopatra ve erkek kardeşi XIII. Ptolemaios tahta birlikte çıktılar.
Önce Mısır’da taht kavramını anlamanızı istiyorum. Mısır’da tahta geçen kral ve kraliçelere
firavun denmekteydi. Firavun, Mısır toplumunda en yüksek otoriteye sahip kişiydi ve halk
tarafından sadece kral veya kraliçe değil aynı zaman tanrı olarak kabul görmekteydi. Yani
yöneticilerin halk tarafında dini bir boyutu da vardı.
Ayrıca Mısır’ın genel dini inanışlarına göre, krallığın yönetimi bir erkek ve bir kadın hükümdar
arasında paylaştırılmalıydı. Ancak bu her zaman uygulanan bir yöntem değildi. Bu inanış da
Mısır mitolojisindeki Osiris ve İsis’in kutsal evliliği kavramına dayanıyordu.
Osiris, ölümün ve yeniden doğuşun tanrısı, İsis ise sihir ve annelik tanrıçası olarak bilinir.
Mısır’da firavunlar, Osiris ve İsis’i temsil eden figürler olarak görülürdü. Bu yüzden Kleopatra
ve kardeşi de aslında tanrısal bir birlikteliği yansıtarak tahtta yer aldı.
Ama tabi huzur içinde birlikte yönetmeleri uzun sürmedi. Kleopatra, yönetim üzerindeki
kontrolünü artırmak ve tek başına hüküm sürmek istiyordu.
Kleopatra’nın zekası ve siyasi yetenekleri, onu kısa sürede taht mücadelesinde öne çıkardı.
Ancak kardeşinin sinsi danışmanları Kleopatra’nın güçlenmesinden endişe duyarak onu
devirmeye çalıştılar. Danışmanları diyorum çünkü kardeşi daha o dönemde 10-11 yaşlarında.
Bu entrikalar sonucunda, Kleopatra Mısır’dan sürgün edilmek zorunda kaldı. Ama Kleopatra
boş durur mu hemen sürgündeyken roma ile ilişkilerini güçlendirmeye çalıştı.
Sürgündeyken Roma’nın o dönemdeki en güçlü generali hepimizin en azından ismen de olsa
tanıdığı Julius Caesar’dan yardım istedi. Çünkü öncesinde bahsettiğim gibi Roma
İmparatorluğu’nun Mısır üzerindeki etkisi önemliydi, Kleopatra da stratejik olarak mantıken
Roma’nın desteğini kazanmaya çalıştı.
Bu arada Kleopatra’nın tek taht kavgası erkek kardeşi Ptolemaios ile olmadı aslında diğer iki
kardeşi Berenike ve Arsinoe ile de taht kavgası içindeydi. Mesela küçük kız kardeşi Arsinoe
belki de Kleopatra’nın en tehlikeli düşmanıydı.
Neyse konuya dönmek gerekirse, Kleopatra Julius Caesar ile buluşmayı nasıl başardı?
Aslında en çok anlatılan hikayelerden biridir bu. Kleopatra, Caesar’ın bulunduğu saraya
gizlice girmek için kendini bir halıya sardı ve bu şekilde Caesar’ın karşısına çıkıp kendini
sundu diyorlar. Ama bu romantize edilmiş bir hikaye. Aslında modern tarihçiler böyle halı
hikayesi yerine kendini keten bir çuvala sardığını ve bu şekilde gizlice odasına girdiğini
söyler. Aslında kleopatranın kıvrak zekasını vurgulamak için ve romantize etmek için bunu
biraz abartıyorlar, bu yüzden bu halı hikayesi doğrulanmış bir bilgi değil.
Niye böyle romantize ediliyor derseniz de Kleopatra hep güzelliği ile bahsedildiği için. Ama
aslında Kleopatra’nın gücü ve etkisi, sadece fiziksel cazibesinden kaynaklanmıyordu.
Kleopatra’nın asıl çekiciliği, onun entelektüel kapasitesi, cazibesi ve insanları etkileme
yeteneğinden geliyordu. O dönemin bilinen en zeki kadınlarından biri kadın. Hatta bilgiye
falan önem verdiği için o dönemde İskenderiye Kütüphanesi’nin geliştirilmesine çok fazla
katkıda bulunmuş ve bilim insanlarıyla da yakın ilişkiler kuran bir insan. Yani kimya, tıp ve
astronomi gibi alanlara olan ilgisiyle bu konulardaki bilgi birikimini yöneticilik yetenekleriyle
birleştirmiş.
Aslında Caesar ile tanışırken yaptığı bu hareket, onun kıvrak zekasını gösteriyor, Caesar’ın
da zaten hemen dikkatini çekti ve kısa sürede aralarında bir ittifak kuruldu. Bu ittifak ile
Kleopatra’nın Roma ile olan ilişkisi güçlendi ve Mısır tahtını geri kazanmasını sağladı. Yani
Caesar, Kleopatra’nın Mısır’a dönmesine ve kardeşi Ptolemaios’u devirerek tek başına
hüküm sürmesine yardım etti.
Ama Kleopatra’nın yokluğunda az önce bahsettiğim en tehlikeli düşmanı olan diğer kız
kardeşi Arsinoe, Ptolemaios hanedanı içinde güç kazandı ve Kleopatra’nın tahta geri
dönmesinden sonra ona karşı bir isyan başlattı. O da tahtta hak görüyordu. Yerel halkın
desteğini kazandı ve hatta bu süreçte Ptolemaios ordusunun bir kısmını da yanına çekmeyi
başardı.
Kleopatra tahta döndükten sonra da genellikle Roma’da takılıyordu, Caesar ile birlikte.
Kardeşi de bunu fırsat bilip yokluğunda daha da güç kazanarak bir de kendini Mısır kraliçesi
ilan etti ve Caesar’a karşı bir direniş hareketi başlattı. Ancak bu direnişi tabiki kısa süre içinde
Kleopatra ve Caesar bastırdılar. Sonra Arsinoe’yi, Caesar’ın orduları yakaladı ve Roma’ya
götürdü. Roma’da, zafer alaylarında show yaparak esirleri sergilerler, Arsinoe’yi de bu isyanı
bastırdıktan sonra esir olarak sergileyip showlarını yaptılar. Kleopatra tabi öldürülmesini
istiyordu, Caesar da biliyordu bunu ama diğer esirlerin aksine Arsinoe’yi öldürmedi, bu tabiki
Kleopatra’nın hoşuna gitmedi.
Bir süre sonra da Arsinoe Roma’dan kaçıp Efes’e (yani bizim Efes’e) sığındı ve Artemis
Tapınağı’na yerleşti, geri çekilip güç toplamak için.
Bu süre zarfında, Julius Caesar ve Kleopatra’nın aralarındaki ilişki tabiki sadece politik bir
ittifakla sınırlı kalmadı. Aşk da yaşadılar ve Kleopatra üstüne bir de hamile kaldı, Caesarion
adını verdiği bir oğul dünyaya getirdi. Bu arada bu dönemde Caesar da evliydi ama bunlar
normal karşılanıyor o dönem için. Kleaopatra da isterse birden fazla kişiyle evlenebilirdi.
Çünkü üst düzey soylular arasında ve firavunlar da çok eşlilik normal karşılanıyordu. O
yüzden kleopatra Caesarion’ın evli olmasını falan umursamadı. Tek amacı Caesar’ın oğlunu
yasal olarak diyim, varisi olarak açıklayıp kendi oğlu olarak kabul edip ilan etmesini istiyordu
ki hem Mısır da hem de Roma da güçlenmek istiyordu. Yani tarihi olarak çok bilinen Julius
Caesar ve Kleopatra kısa süreli bir aşk yaşadılar.
Aşklarının meyvesi Caesarion da Kleopatra’nın Roma’daki konumunu tabi daha da
güçlendirdi. Kleopatra’nın istediği gibi Caesar oğlunu varisi olarak ilan etmedi ama yine de
Kleopatra’ya güç sağladı bu. Tam Kleopatra’nın planı işlerken ve kafası rahatken Roma’da
Caesar politikalarından ötürü çat diye suikasta uğradı. Yani Caesar’ın sen de mi brütüs deyip
hık diye gitmesinden sonra Kleopatra’nın Mısır’daki konumu da etkilendi ve Kleopatra’nın
yeni bir plan ve strateji geliştirmesi gerekti.
Bu arada Julius Caesar’ın ölümünden sonra da Roma’da yeni bir güç mücadelesi başladı.
Kleopatra ama hemen ayak uydurdu ve bu kez de Roma’nın bir başka güçlü generali olan
Mark Antony ile ittifak kurdu.
Şimdi bu yeni güç dağılımına göre Mark Antony, Roma’nın doğu topraklarını kontrol ediyordu,
Octavianus da, Caeasar’ın evlatlık oğlu yani, batıyı yönetiyordu. Mark Antony ve Kleopatra
ilişkisi hem romantik hem de çıkar ilişkisiydi. Çünkü Mart Antony’nin de hem dış devletlere
hem de kendi içlerinde ki iktidar savaşı mücadelesinden ötürü Kleopatra’nın askeri gücüne
ihtiyacı vardı. Ama yine Kleopatra ve Antony’nin ilişkisi Roma İmparatorluğu içindeki güç
dengesini altüst etti.
Aralarında başlayan aşkla birlikte Kleopatra ve Antony’nin evlendiğine yönelik bilgi mevcut
ama bu tarihi olarak teyit edilmiş bir bilgi değil. Ancak birbirlerine büyük bir sadakatla bağlı
oldukları ve şiddetli aşk yaşadıkları doğru. Bu aşktan da üç çocukları oldu: İkizler Alexander
Helios ve Kleopatra Selene ile Ptolemaios Philadelphos. Kadın enik gibi doğum yapıyordu
devamlı. O dönem için doğum yapmak çok riskli, kadınların bir çoğu doğum esnasında ölüyor
hatta. Ama Kleopatra 4 tane doğurdu ve ikiz de var içlerinde, helal olsun.
Neyse Antnoy ile Kleopatra gayet mutlu mesut geçiniyorlardı, birlikte Mısır’ı ve Roma’nın
doğusunu yönetmeye başladılar. Hatta Kleopatra bu diğer düşmanı olan kız kardeşi
Arsinoe’nin peşine düştü Antony’den de destek alınca. Arsinoe’yi Efeste tapınakta öldürttü,
onu da temizledi aradan çıkardı yani. Bu arada tarihte Arsinoe’nin ölümü, Kleopatra’nın ne
kadar acımasız olabileceğini ve iktidarını korumak için ne kadar ileri gidebileceğini gösteren
önemli bir olaydır.
Antnoy ile Kleopatra’nın aralarındaki bu ittifak ve ilişki, Roma’daki diğer güç merkezleri
tarafından tehdit olarak algılandı. Antony’nin Roma’daki batıyı yöneten diye bahsettiğim
düşmanı Octavianus ile yaşadığı güç mücadelesi şiddetlendi. Kleopatra ve Antony özgüven
patlaması yaşadı, en sonunda bu mücadeleyi noktalandırmak için Actium Savaşı’nı
başlattılar.
Actium Savaşı da Yunanistan’ın batı kıyısındaki deniz savaşı. Antony ve Kleopatra birbirlerini
şişirip gaza getirdiler ama bu savaşı Octavianus kazandı, sağlam yenilgiye uğradılar yani.
Savaş sırasında Kleopatra ve deniz kuvvetleri baskı altında kalınca Mısır’a doğru çekilip
kaçtı. Antony de Kleopatranın geri çekildiğini görünce aynı şekilde o da geri çekildi, zaten
deniz kuvvetlerinin büyük çoğunluğu kleopatranındı. İskenderiye’ye çekildikten sonra birkaç
ay boyunca Roma’nın onları yakalayacaklarını bildikleri için savunma hazırlıkları yaptılar.
Antony ile Kleopatra burada biraz kendi içlerinde zıt düştüler. Çünkü Antony ordusunun bir
kısmını yeniden toplayıp romaya karşı direnmeye çabalarken Kleopatra kendini ve
çocuklarını güvende tutmak için stratejiler geliştirmeye çalışıyordu. Ancak bu süreçte
Antony’nin morali ve askeri gücü giderek zayıfladı. Kleopatra, Octavianus’a müzakere yoluyla
teslim olma ve Mısır’ı kurtarma ihtimalini de düşünüyordu. Antony ve Kleopatra’nın
birbirlerinden ayrı kaldıkları ve farklı stratejiler üzerinde çalıştıkları bu süreçte, iletişimleri
kopma noktasına geldi.
Derken Octavianus’un orduları Mısır’a yaklaştığında, Kleopatra kendisini bir mezara kapattı
ve orada saklanmaya başladı. Bu, büyük ihtimalle bir son çare olarak düşündüğü bir
savunma mekanizmasıydı; eğer müzakereler başarısız olursa, kendi hayatına son vermeye
hazırdı çünkü.
Ama bu bilgi Antony’ye yanlış ulaştı. Antony, Kleopatra’nın kendini öldürdüğüne dair bir haber
aldı. Adam zaten umutsuz ve moral olarak bitik bir halde. Bu haberi de alınca o da artık
intihar etmeye karar verdi ve kendi kılıcını kullanarak intihar etmeye çalıştı. Fakat ağır
yaralanmasına rağmen hemen ölmedi. O sırada da Kleopatranın ölmediğini öğrendi ve onu
Kleopatra’nın yanına mezara taşıdılar sonra zaten Kleoptranın kollarında öldü.
Antony’nin ölümünden kısa bir süre sonra, Octavianus İskenderiye’ye girdi. Kleopatra,
Octavianus’un kendisini esir alarak Roma’da zafer geçidinde kız kardeşlerine yaptıkları gibi
show ypaarak sergileyeceğini düşündüğü için bu utancı yaşamaktansa, intihar ederim deyip
o da intihar etti. Efsaneye göre, bir asp ( yani zehirli bir yılan) tarafından sokularak hayatına
son verdi. Ancak bazı tarihçiler, onun bir zehir kullanarak intihar ettiğini de öne sürmekte.
Kleopatra’nın intiharı, Mısır’ın bağımsız bir krallık olarak sonunu getirdi. Onun ölümünden
sonra, Mısır, Roma İmparatorluğu’nun bir eyaleti haline geldi ve böylece Antik Mısır’ın
bağımsızlık dönemi de sona erdi.
Yani Actium savaşı hem Mark Antony’nin hem Kleopatra’nın hem de Antik Mısır’ın sonunu
getiren bir savaş.
Kleopatra’nın ölümünden sonra çocuklarına ne oldu derseniz de Roma’ya götürüldü.
Caesarion yani Caesar’ın oğlu, Kleopatra’nın ilk çocuğu, Octavianus tarafından öldürüldü,
çünkü Caesar’ın biyolojik varisi olarak Roma’daki iktidar mücadelesinde bir tehdit olarak
görüyordu.
Kleopatra’nın diğer çocukları ise Roma’da tutsak olarak büyütüldü. İkizlerinden biri olan kızı
Selene, Mauretania Kralı Juba ile evlendirildi ve bu sayede Roma İmparatorluğu’nun bir
parçası olarak varlığını sürdürdü. En çok tarihi kaynaklarda Selene hakkında bilgiler var diğer
çocuklarının akıbeti net değil, genç yaşta öldü diye biliniyor. Kayıtları tam ve doğru
tutulmamış.
Toparlayacak olursak, Kleopatra sadece güzelliğiyle değil, aynı zamanda zekası, diplomatik
yetenekleri ve yönetim becerileriyle de tarihin en etkileyici figürlerinden biri, tarihin akışını
değiştiren gerçek bir güç. Onun hakkında bildiğimiz şeyler bence çok az.
Bu podcast’i dinledikten sonra Kleopatra’ya bakış açınız değişti mi merak ediyorum. Sonuna
kadar dinlediyseniz yorumlara yazarsanız çok sevinirim.
Dinlediğiniz için teşekkür ederim. Bir sonraki bölümde tekrar görüşmek üzere, kendinize iyi
bakın!
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi bizimle yorumlar kısmından paylaşmayı unutmayın. Tüm içeriklerimiz için The Gamer Station Tüm İçerikler
Makalelerin orijinal dili Türkçedir. 34 farklı dilde yayın yapmaktayız. İçerikte yanlış bir cümle veya kelime görürseniz lütfen yorumlarda bizi bilgilendirmekten çekinmeyin!


